Oecd Türkiye İçin Büyüme Tahminini Yüzde 3.4'ten Yüzde 3.9'a Yükseltti (2/son)
-OECD: 2016'da GSYH'nın yüzde 20'si düzeyine yaklaşan dış fonlama gereksinimi sermaye girşileriyle sorun çıkarmadan karşılandı.
-OECD'den Türkiye'ye uyarı: Türkiye ayrıca, Çin'in beklentilerinden ve ABD para politikasında beklenen normalleşme kaynaklı küresel risklere açık durumdadır ve Avrupa'daki bir yavaşlamadan negatif biçimde etkilenebilecektir.
ANKARA - OECD, Türkiye'de GSYH artışının 2015 başından bu yana güçlü olduğunu ve özel tüketimden destek olduğunu bildirdi. İç siyasi belirsizlik ve şiddetli bölgesel çatışmalar arasında, hanehalkı güveninde görülen kötüleşmenin tüketimi geriletmediğine değinen OECD, "Suriye'den göçmen akını da talebi harekete geçirdi. Tersine, özel yatırımlar baskılanmış kaldı" dedi. Kuruluş Türkiye'ye uyarılarını "Türkiye ayrıca, Çin'in beklentilerinden ve ABD para politikasında beklenen normalleşme kaynaklı küresel risklere açık durumdadır ve Avrupa'daki bir yavaşlamadan negatif biçimde etkilenebilecektir" diye duyurdu.
İhracatın, 2015 boyunca döviz kuru değer kaybından kaynaklanan rekabetçi kazanımlara karşın bölgesel piyasalardaki hızlı daralmaya bağlı olarak zayıfladığı belirtilirken Rusya'ya ihracatın yıldan yıla yüzde 63, Irak'a ise yüzde 21 düştüğü kaydedildi. Ancak Türk mamul madde imalatçıları AB ve ABD piyasalarında piyasa payını artırdı.
2016'da GSYH'nın yüzde 20'si düzeyine yaklaşan dış fonlama gereksiniminin sermaye girşileriyle sorun çıkarmadan karşılandığı da belirtildi.
-"MAKROEKONOMİK POLİTİKALAR KISA VADEDE DESTEKLEYİCİ"-
OECD, özetle şu görüşleri dile getirdi:
"-Ücretlilerin yüzde 30'u asgari ücretli, onlar da yüzde 30 zam aldı. Bu özel tüketimi artırdı ancak enflasyonist baskı oluşturdu. Yıl sonu yüzde 8.8'e ulaşan enflasyon, ilk çeyrek sonu uygun gıda fiyatları ve daha güçlü döviz dolayısıyla yüzde 7.5'e indi. Asgari ücret sıçramasının neden olduğu rekabet kaybına karşın, iş alemi güvenine 2016 başlarında ilan edilen, önemli emek ve üretim piyasalarında önemli yapısal reform hedeflerini içeren Hükümet Eylem Planı yardımcı oldu. Tamamen uygulandığında bu program kayıtlı sektörlerdeki firmaları destekleyebilir ve böylelikle daha yüksek bir verimlilikle daha iyi ücretlerin ödendiği işler yaratabilir.
-Aynı zamanda, Doğu bölgelerindeki gerilimler, sınırlardaki ısrarcı jeopolitik gerginlikler ve 2016 başlarındaki terörist saldırılar genel güveni etkiledi.
-Makroekonomik politikalar kısa vadede destekleyici ve tahmin yeni hükümetin, Ocak ayında yayımlanan, Orta Vadeli Ekonomik Programın temel yöneliklerine bağlı kalacağını varsayıyor. Mali duruş 2016'da seçim vaadlerinin mamamlanmasıyla birlikte genişlemeci olacak fakat 2007'den itibaren, kamu harcamalarının GSYH içindeki payının aşama aşama yüzde 41'e indirilmesiyle birlikte harcamanın kısıtlanması planlandı."
-"HER İKİ TARAFTAKİ RİSKLER ÖNEMLİ"-
OECD, enflasyonun yılın ikinci yarısında yüzde 7.9 olacağını tahmin etti. Bunun yüzde 5 hedefinin oldukça üzerinde olduğunu belirten OECD, 2017'de ise daha düşük, yüzde 7.3 enflasyon öngördü. Değerlendirmelere şöyle devam edildi:
"Şayet niyet edilen yapısal reformlar ilerlerse ve iç siyasi ve bölgesel jeopolitik koşullar iyileşirse, daha güçlü bir özel yatırım ve ihracat büyümeyi daha yüksek düzeylere doğru itebilir. Bununla birlikte tahmin, siyasi istikrar koşuluna bağlıdır ve varolan orta vadeli ekonomik çerçevenin kilit yönelimlerinin korunacağını varsaymaktadır. Bu olmaz ya da bölgesel ve iç gerilimler yoğunlaşırsa, iç talep ve turizim olumsuz etkilenir. Uluslararası güvende de bağlı herhangi bir zayıflama, kısa vadeli büyüme üzerinde ağırlı olacak şekilde, sermaye çıkışlarını ve döviz oynaklığını tetikleyebilir. Türkiye ayrıca, Çin'in beklentilerinden ve ABD para politikasında beklenen normalleşme kaynaklı küresel risklere açık durumdadır ve Avrupa'daki bir yavaşlamadan negatif biçimde etkilenebilecektir."
-DÜNYADA DURUM-
OECD raporunda, dünya ekonomisinin düşük büyüme tuzağında bulunduğunu, yüksek büyüme yoluna girmek için, daha kapsamlı ve koordineli mali, parasal ve yapısal politikalarla gençlerle yaşlılara verilen vaadlerin tutulması gerektiğini bildirdi.
Genel Sekreter Angel Gurria büyümenin gelişmiş ülkelerde düz çizgide, birçok yükselen ekonomide ise yavaşlama noktasında bulunduğunu bildirdi. Gurria verimlilikte yavaş artış ve artan eşitsizliğin ek zorluklar ortaya koyduğuna değindi.
Ticarette yavaş büyüme, durgun yatırım ortamı, baskılanmış ücretler ve kilit yükselen piyasalardaki yavaşlayan aktivite bu yıl küresel GSYH'nın ılımlı bir oranda, yüzde 3 artışta kalmasına neden olacak. Bu geçen yılki rakamla aynı. Gelecek yıl ise küresel büyümenin yüde 3.3 olması bekleniyor.
Bu yıl ve gelecek yıl ABD yüzde 1.8 ve 2.2, Avro bölgesi yüzde 1.6 ve 1.7, Japonya yüzde 0.7 ve 0.4, 34 ülkeli OECD bölgesi ise yüzde 1.8 ve 2.1 büyüyecek.
Yeniden dengelenmenin devam ettiği Çin'de büyüme yüzde 6.5 ve 6.2 olacak. Hindistan yüzde 7.5'luk rakamları elde ederken birçok yükselen piyasa ekonomisinin ivme kaybı sürecek.
Rusya ve Brezilya'da derin resesyon ısrarcı görülüyor, Brezilya bu yıl yüzde 4.3, gelecek yıl yüzde 1.7 küçülecek.
İngiltere'nin AB'den çıkması kendisi dahil tüm dünyayı olumsuz etkileyecek. (ANKA/SON)
(HM/ORH
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.